HAYALARINIZA BİR TEKMEDE BEN ATAYIM!

 elinde tokmakla kapı kapı dolaşmaktan bıkmış, hayatını yitirmeyi düşünen tek bir isim geliyor akıllara. yaptığı işinden istifa etmesine imkan verilmeyen, adı bilinmeyen, sesi çıkmayan ve gözyaşları yenilenmeyen bir adam: ahmak bekçisi.

hayatını idame ettirmesine kadar yetecek maaş alan bu adam aslında hepimizin hayatını büyük ölçüde kolaylaştıran gizli bir kahraman. gündelik vakitlerinizde karşılaştığınız, bazense tokatlaştığınız ahmakların, arkalarına bakarak yürümesine sebep olan en önemli kişi. ahmakların eksilmediğini göze aldığımız zaman, işinde iyi olmadığını söylememiz mümkün. benim gibi gayesiz ve yeteneksiz yazarların gözünü kırpmadan harcayacağı bu lavukun hikayesi pekte derin değil. ismini bile tuvalette sıçarken bulduğum ahmak bekçisine arka plan, hikaye veya kişilik kazandırmaya imkanım henüz olmadı. ahmak bekçisi toplum kahramanı olmak için yeterli donanıma ve edebi bilgiye sahip değil, olmayacak. sosyal merdivenleri hangi hızda tırmandığını anlamamızı istemeyen, kavramama imkan vermeyen, yeri gelince tabanları yağlayan ve yağlı basamaklardan düşerek en başa dönen bu dostumuz yalnızca aynı kelimeleri içeren cümlelerin içerisinde hapsolmuş alı konulmuş. cemiyet tuvaletinde kan damarlarına kimyasal karıştırıyor, göt kıllarını jöleliyor, belli belirsiz tarıyor,  saçlarını tuhaf biçimlerde kestiriyor, egosunu tıraşlıyor, sözlerine hakim olamıyor. peşinden koşanlar, pelerin takanlar ve nicelerinin önünü kesmeye çalışıyor. tırlara tırmanıyor, kasaları ateşe veriyor. küfürbaz ayyaşın teki aslında. üniversiteyi üçüncü yılında terk etti bizim ahmak bekçisi. tarikat yemeğinde masaya sıçana kadar normal bir hayat sürüyordu, iki tane de dayısı var. evli barklı, köpekliydi, ta ki...

duvarlara bakmaktan alıkoyamıyor kendisini, ayık olduğu tek an cuma vakti. onu da eski karısının lezbiyen arkadaşlarıyla dalga geçmek için harcıyor. tam bir hayalperest, amma da korkak bir adam. mütevazi desek yeridir onun için. flört dinliyor, cemiyette pişiyor. kollarında ki limon dövmesiyle karaktersizliğini iyice belli ediyor. onu nerede görseniz tanırsınız, tanımadığınız zaman kendinizi sorgularsınız. düşünürsünüz ben bu adamı neden tanıyorum diye, yeri gelir pes edersiniz neden tanımadım diye, bazen hayret edersiniz o adamın siz olduğunu öğrendiğinizde. içinizde sakladığınız ayyaştan haberiniz yok sanırsınız, gizlemeye çabalar çoğunlukla başarısız olursunuz. ayakkabılarınız avucunuza sığmayı bıraktığı zaman anlarsınız tarikat mensubu junkie olduğunuzu. kapıları ararsınız, biberleri kızartırsınız, kaçacak delik ararsınız ama nafile. hayvanat bahçesinde esir hale geldiğinizde karşınızda gördüğünüz tek isim, doğdunuz andan itibaren tanıdığınız o adam olur, ahmak bekçisi. işini yaptığından şüphe hissettiğiniz bu piç kurusunun kucağındayken anlamakta acele etmediğiniz, babalarınızın hep farkında olduğu, anneleriniz pişmanlık duyduğu, ahmak kaderinize boyun eğmiş olursunuz. fabrika bacalarından çıkan dumanları solumaktan gözlerimin morardığı evrende, tramvaya binmeye acele etmekten kaçındığım bu şehirde; katilinizin ben olduğunu anlamanız çok uzun sürdü. porno kasetlerinizin kayıt altına alındığı bir otel odasında sonunuzu beklemekten başka çareniz yok. atvnin en güzide dizisi olmanız an meselesiyken son hızda yaşamaya, hayal kurmaya ve çöp poşeti satın almaya devam edin. sakın unutmayın! boktan ruhlarınız için jumbo boy çöp poşeti yeterli.




Yorumlar