KAPILARIN ARKASINDA Kİ ADAM KİM? (petrol rezervinden hallice, farklı insanların düşünceleri)
hayatınızın büyük bir kısmını boş geçirdiğinizi hissettiğiniz anlar olur mu?
benim olmaz.
değer verdiğim insanlar tarafından hayal kırıklığına uğramaya çok alıştım. son yirmi yılda beni bu yanılgıya maruz bırakmaktan başka değişen bir durum yok. her zaman verdiğim değer karşısındaki tarafından, aynı benim verdiğim şekliyle kabul görecek sandım. benim kurduğum yakınlığı onlar asla kurmadı, hissettiğim dostluğu, aşkı, düşmanlığı; kimse benim gibi hissetmedi. ben kendimi o kadar çok kaptırdım ki aslında insanların gerçekte oldukları kişiliklerine odaklanmak yerine ideallerine dokunabileceğimi sandım, ne aptallık ama!
hep ben birilerinin kişiliklerine alışmak zorunda kaldım, bugüne kadar kimse benim kişiliğimi kabullenmeye çalışmadı. hatta hiçbiri hep tanıştıklarında aynı kalan kişiliğimle bağ kurmaya tenezzül bile etmedi. çoğu sadece kendilerinin ihtiyacı olanı benden aldılar ve uzaklaştılar. benim yalnızlıktan korkmamı sağladığınız için teşekkürler, bugünlerde sizler sayesinde yalnızlığımla dost olma konusunda ilerleme kaydettim. çocukken olduğu gibi hayali bir arkadaş, bir benlik ve ruminasyon durumu yarattım. bu durum canımı sıkmak yerine kendimle sohbeti ilerletmeyi öğretti, bunu sizlere borçluyum.
yalnızlık artık beni korkutan bir durum değil tam aksine hayatımı güzelleştiren yepyeni bir kapı.
hiçbir şeye tapınmak istemiyorum!
bu punk zırvalığı beni rahatlatıyor. sanatsal yönü gelişmemiş bu müzik genresi, düşüncelerimin çoğuyla direkt uyuşuyor. serseriliğin farklı ve dahiyane yüzü. alışagelmiş sınırları zorlayan, çoğunlukla da pislikten oluşan bir ilerleyiş biçimi.
ben diye başlayan cümleler genelde kendilerini sonsuza kadar tekrar eder.
bugüne kadar birbirinden çatlak (onları böyle değerlendirdiğimi biliyorlar) insanla sohbet etme şansım oldu. her seferinden karşıma geçip konuşmaya başlıyorlar, bu ayaküstü sohbetler beni oldukça içine çekiyor. sohbetten kaçınamıyorum. her bir çatlakta ortak gündelik dertlerimiz var, çürüme. normal olarak nitelendirdiğimiz çoğu insandan daha insancıl ve modern bu çatlaklar. bende çatlak olma yolunda son hız ilerliyorum. alkolikler ayık kafayla nasıl yapamıyorsa sanırım aklı başında her insan bu tür toplumsal yıkımlardan minimum zarar görmek için biraz olsun delirmeyi göze alıyor.
kırık sandalyelerde çok oturduk, oturmaya devam ediyoruz. bir bacağı olmayan sandalyeye oturmayı denediniz mi? o sandalyenin artık iki bacağı kalacağını bilmelisiniz. biri götünüze girmek üzere.
kelimelerin çoğu bir araya gelmek istemiyor, hava ne kadar serin ve güzel olsa bile hayatı tamamen yaşanır kılmaya yeterli değil. yazdığınız şeylere geri bakmıyorsanız, benim gibi, günlük hayatlarınızda yaptığınız şeyleri de kafaya takmaya pek gerek yok. burada ne kadar özgür saçmalayabiliyorsam ve bu kimsenin umurunda değilse, otobüslerde üzerine düştüğümüz insanların bir o kadar umurunda. kısacası, ucu size değene kadar gözlerinizi kapatmaya devam edin. insanlardan beklediğim yakınlık ve samimiyeti, robotlardan aldığımız şu günlerde insan ilişkileri önemini gittikçe yetiriyor. burası bir şirket değil, düşüncelerim benim tek sahibim ve asla da başka birinden emir almayacağım.
birde alışagelmemiş çizgi film zevkim. neredeyse otuzlu yaşlarıma varmak üzereyim.
gözlerinizin ve algınızın çevrenizde olan çoğu şeyin farkında olmadığını biliyor musunuz? ben sizler için bunun farkındayım. sirke benzer dünyamın mermerlerinde milyonlarca sembol görüyorum. sizin gibi olmadığım için rica ederim!
kendi ekseninde turlar atan sıradan ve basit bir insanım. hırslı değilim, şan, şöhret peşinde ise hiç değilim. sikindirik uyuşukluklarınızın peşinden sürüklenmeyi en sert şekilde reddediyorum. tüm yükünüzü kamburlaşmış omurgamda yumuşatıyorum, sizlere nefret kusuyorum. farklılık peşinde koşarken birbirinizin kopyası olduğunuzu unutarak geçirdiğiniz vakitler, taktığınınız iğrenç maskeler, pohpohlandığınız boktan başarılarınızı ve sonu gelmeyen dedikodularınızla kendilerinizi intihara sürüklüyorsunuz. her birinizin sonları hazır ama farkında değilsiniz. tanrının hazırladığını düşündüğünüz aciz sonlarınız aslında bitmek bilmeyen egolarınızın eseri. inandığınız tanrıda bu komedinin bir parçası. en delisi bile bu kadar aptal olamazdı.
zenginler, ölmeyeceğini sananlar, yalanlar söyleyenler, kaltaklar, siyaset peşinde koşanlar. aklınıza gelecek her biri sizden. ben sizden biri değilim. edebi yönü gelişmemiş bir sürü satırdan oluşan yazılarım benim adıma büyük bir rahatlama aracı. kimin ne düşündüğüne değer vermeyi bırakalı çok uzun süre oluyor, artık seviye atlama vaktidir.
baş ağrısına sebep olan düşünceler ve cümleler kafamı meşgul etmekle mükellef. benim kişisel çığlıklarım!


Yorumlar
Yorum Gönder